Türkiye, 'Çalışan Gazeteciler Günü'nde yine birinci!

13 Ocak'ta İstanbul'da görülecek olan "KCK basın" davası öncesi muhalif ve özgür basın geleneğine sahip gazetecilerin çoğunluğunu oluşturduğu tutsakların serbest bırakılmasını talep eden meslektaşları, Türkiye'nin basın ve ifade özgürlüğü konusunda i.

10.01.2014, Cum - 12:23

Türkiye, 'Çalışan Gazeteciler Günü'nde yine birinci!
Haberi Paylaş
13 Ocak'ta İstanbul'da görülecek olan "KCK basın" davası öncesi muhalif ve özgür basın geleneğine sahip gazetecilerin çoğunluğunu oluşturduğu tutsakların serbest bırakılmasını talep eden meslektaşları, Türkiye'nin basın ve ifade özgürlüğü konusunda ilerleme kaydetmek yerine daha da geriye gittiği değerlendirmesinde bulundu.

10 Ocak 1961de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği gün olan "Çalışan Gazeteciler Günü" ya da "Bayramı"na Türkiye, dünyanın son iki yılında en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülke olarak giriyor. Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) verilerine göre 49, Tutuklu Gazeteciler ile Dayanışma Platformu'nun saptamalarına göre ise 64 muhalif ve özgür basın geleneğine sahip gazetecinin tutuklu bulunduğu Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü konusunda ciddi gerilemelerin oluştuğuna dikkat çekiliyor. Kürt gazetecilerin "Terörizm" ile ilişkilendirildiğine dikkat çeken CPJ, gazetecilerin iktidar tarafından "tehdit'" olarak görüldüğü zaman hapse atıldığının altını çiziyor. Özellikle "KCK Basın Komitesi" adı altında yapılan operasyonlar sonrasında, Kürt medyasına yönelik "baskı ve yıldırma" politikaları ile artan tutsak gazetecilerin sayıları sık sık değişirken, çalışan gazeteciler üzerindeki tehditler ise sürüyor. 20 Aralık 2011'de Kürt basın kurumlarına yönelik başlatılan operasyonlarda halen tutuklu bulunan 19 gazeteci için ise Türkiye'li aydın, akademisyen, gazeteci ve sanatçı tarafından 13 Ocak'ta görülecek duruşma öncesinde, gazeteciler serbest bırakılması için imza kampanyası başlatacağını duyurmuştu. "Tarihin en büyük gazetecilik davası" olarak görülen davada tutuklu bulunan Kürt gazeteciler, 10 Ocak "Çalışan Gazeteciler Günü"nü cezaevinde karşılayacak.

Kürt gazetecilere karşı 'kırım' yapıldı

Muhalif ve Kürt gazetecilerin yaşadığı sorunlara ilişkin sessiz kalmayan çalışan gazeteciler ise, meslektaşlarının görevini de üstlenmiş durumda. Diyarbakır'da yayın yapan GÜN TV Kürtçe Haber Editör'ü Ömer Tur, bu gazetecilerden biri olarak yaşadıkları sorunlara dikkat çekiyor. "KCK Basın Komitesi" adı altında Kürt gazetecilere yönelik bir "kırım" yapıldığını kaydeden Tur, özgür basın ve muhalif basın üzerinde, gerçekleri sansürlemek amacıyla yapılan operasyonlar olduğunu belirtiyor. Tutuklanan veya gözaltına alınan gazetecilerin yaptıkları haberler nedeni ile bu gibi baskılara maruz kaldığını ifade eden Tur, "Tutuklanan arkadaşlarımızın hepsi haber veya telefon üzerinde röportaj yapmaları için görüşme yapmışlar ve konuşmuşlar. Türkiye yargısı bunları bir delil olarak alıp arkadaşlarımızı cezaevlerine atmışlar" dedi. Çalışan gazeteciler üzerindeki baskılara dikkat çeken Tur, hükümetin Kürtçe üzerindeki baskılar ile kendilerine yönelik sansürler uyguladıklarını ifade etti. Muhalif ve Özgür Basın çalışanlarına yönelik çifte standart bir uygulamanın olduğuna işaret eden Tur, "Haber yapmada, haber takibinde, bir muhabir haber takibi yaptığı zaman, polislerin hedefleri olabiliyorlar. Muhabirin haber takibi yapmasını engelliyorlar. Mesela kamera çekimlerini engelliyorlar" diye konuştu. "Gerilla" kavramını haberlerinde kullanamadıklarını kaydeden Tur, KCK bayrakları veya PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarını ekranlarında gösteremediklerini belirtti.

'Gazetecileri serbest bırakın!'

Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü standardının, ölçütlerine bakılırken, cezaevinde bulunan gazetecilerin sayısına bakılması gerektiğine vurgu yapan Tur, "Gazetecilerin cezaevlerinde olması Türkiye'nin demokratik bir ülke mi, yoksa değil mi? Sorusuna bir cevaptır aslında. Bir ülkede 100'e yakın tutuklu gazeteci varsa, o ülke demokratik değildir" diye konuştu. Türkiye'de muhalif ve Kürt gazetecilerin tutuklu olduğuna işaret eden Tur, gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ve Türkiye'nin bu ayıptan kurtulması gerektiğinin altını çizdi. Tutuklu gazetecilerden birinin ise Gün TV eski yöneticisi olan Ahmet Birsin olduğunu kaydeden Tur, 5 yıldan bu yana yaptığı ve yaptırdığı haberlerden kaynaklı tutuklu yargılandığını sözlerine ekledi.

Göktepe, 10 Ocak'tan bir gün önce katledildi

Muhalif haber politikası ile tanınan Evrensel Gazetesi Diyarbakır Temsilcisi Cumhur Daş, 10 Ocak "Çalışan Gazeteciler Günü"nü buruk karşılayanlardan. 9 Ocak 1996'da görevini yaparken, polisler tarafından dövülerek katledilen Metin Göktepe ile aynı basın kuruluşunda çalışan Daş, Göktepe'nin bu önemli günden bir gün önce katledilmiş olmasının manidar olduğuna dikkat çekiyor. İktidarların her zaman gerçekleri yazan habercilerden korktuğunun altını çizen Daş, "Geçmişte de çokça karşılaştık. Birçok arkadaşımız, meslektaşımız öldürüldü. Hapishanelere mahkum edildiler ve kalemleri kırıldı. Sesleri kısılmak istendi. Bu günde aslında geçmiş dönemlerde farklı bir manzaralarla karşı karşıya değiliz" diye konuştu. Muhalif basından ve Kürt basınından çok sayıda gazetecinin cezaevlerine konulduğunu hatırlatan Daş, halkın çıkarlarını gözeten ve gerçeğin peşinden koşan gazetecilerin bedel ödemek zorunda bırakıldığını, kendilerini ise bu arkadaşlarının mirasçısı olarak gördüklerini söyledi. Daş, "10 Ocak'tan bir gün öncede bundan 18 yıl önce Metin Göktepe izlediği bir haber sırasında polisler tarafından gözaltına alındı ve işkence görerek katledildi. Kuşkusuz aradan geçen zamana rağmen, hala muhalif medyanın üzerinde baskılar devam ediyor" dedi.

'Sendikal örgütlenme şart'

"Birçok arkadaşımız cezaevine konulmuş durumda" diyen Daş, mücadele etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Türkiye'de sendikal faaliyetlerin gazetecilik alanında gereken önemi görmediğine işaret eden Daş, iş güvenliği konusundaki sıkıntılarının ise devam ettiğini belirtti. Basın alanındaki örgütlenmenin önemine vurgu yapan Daş, "Bugün tüm basın emekçileri aslında bir örgütlülük içerisine girmeleri gerekir. Bir sendika etrafında toplanmaları gerekiyor. Hem iktidarlar tarafından hem de medya patronları tarafından gelecek baskıların kırılması, sansürsüz bir basın hayatının en azından demokratik bir basın hayatının hayata geçirebilmeleri adına gazeteciliğin olmazsa olmazlarından bir tanesi bu örgütlülük sayesinde sağlamamız gerekiyor" dedi. Cezaevlerinde tutulan gazetecilerin serbest bırakılması için örgütlenmenin önemini tekrarlayan Daş, gazetecilerin mesleklerini yapamaz halle getirilmek istendiğini ifade etti.

'Baskılar AKP hükümeti döneminde arttı'

Kadın gazeteciliği alanın bir ilki gerçekleştiren Jin Haber Ajansı (JİNHA) editörlerinden Zehra Doğan, gazeteciliğin yayın yöntemlerinden dolayı yargılandığını ve baskı gördüğüne işaret ediyor. Türkiye'de gazeteciler üzerindeki yoğun baskılar nedeniyle, tutsak gazeteciler sıralamasında Dünya'da birinci sırada bulunduğunu söyleyen Doğan, AKP hükümeti döneminde artan baskıların ciddi boyutlara ulaştığını belirtti. Doğan, "Son zamanlarda AKP iktidarı tarafından gazetecilere yoğun bir baskı oldu. Artık şiddet zamanını geçtik. Şiddeti 'Demokrasi' adı altında gösteriyor. Türk gazeteciler işten atıldı ve tehdit edildiler. Kürt gazeteciler ise tehditlere maruz kalıyorlar" dedi. Düşünce ve ifade özgürlüğü basının vazgeçilmez dayanağı olduğunu kaydeden Doğan, "Biz tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmalarını talep ediyoruz" çağrısında bulundu.

'Kaçırılan gazeteciler hala bulunamadı'

Türkiye'de basın üzerindeki baskıların Cumhuriyet döneminden bu yana yaşandığını söyleyen Özgür Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hayrettin Çelik ise, gazete patronlarının sistemden yana tavır aldığını, bu duruma karşılık olarak muhalif gazetecilerin sistem ile hesaplaşmak için direndiğine değindi. Gazetecilerin Türkiye'de yaptığı haberlerden dolayı "Örgüt üyesi" olarak yargılandığına dikkat çeken Çelik, "Sadece gazetecilik yapan yani haber yapan ve muhabirlik yapan 19 özgür basın çalışanı tutukludur. Ve bu ayın 13'ünde de duruşmaları var. Bu arkadaşların yaptığı tek şeyin haberciliktir" dedi. 90'lı yıllarda gazetecilerin bombalandığını ve gazetecilerin öldürüldüğünü hatırlatan Çelik, kaçırılan gazetecilerin hala bulunamadığını vurguladı. "Hala kaçırılan muhabirler bulunamadı. Nazım Babaoğlu diye bir arkadaşımız var, 1994'te katledildi. 1994 yılında Özgür Ülke Gazetesi binası bombalandı. Bugün aynı gelenekten gelen arkadaşlarımız cezaevlerinde" diye konuşan Çelik, "Çalışan Gazeteciler Günü"nün kendileri için bir bayram olmadığının altını çizdi.
Nerina Azad
Bu haber toplam: 1599 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:14:01:01
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x