Sanatçılardan 'Hevsel Bahçeleri' tepkisi

Orhan Alkaya projenin "hayata karşı çıkma" anlamına geldiğini belirtirken, Altan Erkekli de "hükümetin para için kesmediği ağaç kalmayacak gibi" dedi. Ayça Damgacı "doğanın ciğerine bıçak saplanıyor" derken, Ezel A.

07.03.2014, Cum - 11:58

Sanatçılardan 'Hevsel Bahçeleri' tepkisi
Haberi Paylaş
Orhan Alkaya projenin "hayata karşı çıkma" anlamına geldiğini belirtirken, Altan Erkekli de "hükümetin para için kesmediği ağaç kalmayacak gibi" dedi. Ayça Damgacı "doğanın ciğerine bıçak saplanıyor" derken, Ezel Akay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ilga edilmesini istedi. Ferhat Tunç aynı zamanda Amed'in tarihi ve kültürel gerçekliğine saldırıldığını ifade ederken, Senarist Yılmaz Okumuş Karadeniz halkıyla Kürt halkının benzer sorunlarına dikkat çekerek, ortak tepki gösterilmesini önerdi.

AKP hükümeti ve Gülen Cemaati'nin işbirliği ile Amed'de bulunan Hevsel Bahçeleri'ndeki ağaçlar katliama uğruyor. 8 bin yıllık tarihi olan Hevsel Bahçeleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından "yapı rezerv alanı" olarak ilan edildi. Hevsel, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne aday.

ANF'ye konuşan sanatçılar, Hevsel Bahçeleri'ndeki katliama karşı tepkilerini dile getirdi...

Oyuncu, Yönetmen Orhan Alkaya:

"12 bin yıllık tarım sürekliliği olan bir yere yapılaşma gözüyle, rant gözüyle bakılması; tahribat projesi geliştirmesi, yalnızca insana, doğaya değil; yeryüzüne, hayata karşı çıkmak anlamı taşıyor. Hevsel Bahçeleri sembol. Bugünün yağmacılığının göz diktiği en son doğa alanı olarak sembol değeri taşıyor. Herkesin, özellikle Diyarbakırlıların bu rantsal yağmaya karşı çıkması gerekiyor.

'Gezi' direnişinden sonra artık büyük bir farkındalık, bilinçlilik, itiraz gerçekleşti. Bu ilk değildi belki ama bütün toplum hayatını sarsacak, herkesi içine çekecek kadar kapsayıcıydı. Bir ağaç bir milyon ağaçtır. Gezi'de 'üç beş ağaç' dendi ama Kuzey ormanlarında sadece yanlış hesaplama yüzünden on binlerce ağaç kesildi. Hevsel'de de kesildi ve güçlü tepki verilmezse daha da kesilmesi bekleniyor.

İnanıyorum ki, yeni bir bilincin dışavurumu sağlanacak. Yeni bilincin her yere, her zerreye yayılması için uğraşmalıyız. Bu, hayatı savunma bilincidir."

Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Altan Erkekli:

"Bu hükümetin rant için, para için kesmediği ağaç kalmayacak. Dün Hopa'daydım. HES'leri gördüm; o acıyı gördüm. Doğa kuruyor ama Tayyip Erdoğan görmüyor. Sadece bakıyor ama görmek başka bir şey. Sayın Başbakan'ın artık bu ülkenin kuşuyla, insanıyla, genciyle, bebekleriyle cıvıl cıvıl olmasını istiyorsa, görmesi lazım. Bu projeden vazgeçilmesi gerekiyor. Herkesin de Hevsel Bahçeleri için demokratik haklarını kullanarak hesap sorması lazım. Diyarbakır'da benim çocukluğum geçti, oraları çok iyi bilirim. İnsana anılarının bitmesi, her şeyini kaybetmesi hissi veriyor. Doğduğun, büyüdüğün toprakların böyle bir değişimin olması, artık bu ülkede değilmişsiniz gibi oluyor.

Yurtdışında böyle değil. Turnelere gittiğimde yeşilin korunduğunu görüyor ve kendi ülkeme bakınca acı çekiyorum. Oğlum piyano öğrenimi görüyor. Piyanocuyla konuşuyorum, bir ağaç kesilince yüz ağaç dikildiğini öğreniyorum; TOKİ inşaatına kalas yapmak için değil; piyano için. Var gücümüzle çocuklara güzel bir dünya bırakmak için mücadele etmeliyiz."

Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Ayça Damgacı:

"Hevsel Bahçeleri'ndeki katliama çok üzüldüm. Hasankeyf'te, Çamlıhemşin'de nasıl üzüldüysek, yine üzüldük. Doğanın ciğerine bıçak saplanıyor. Üniversite açıklama yapmış; yok efendim, köylerin yolları oradan geçiyormuş, insanlar piknik yapıyormuş... Gerekçeleri bile o kadar korkunç ki. Sen zaten insanların yaşam alanına tecavüz etmişsin. Piknik yaptığı, ayağını uzatıp dinlendiği yere saldırmışsın. Bir an önce bu katliama son verilmesini istiyorum.

Gezi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanan bir ilkti. Zaten Kürdistan'da kendiliğinden başarılıyordu. Mücadelenin belki ekolojik boyutu gözardı ediliyordu. Örgütlü mücadelenin çevreci boyutu olduğunu bilsem de Kürdistan'daki halk, anadil kadar artık ağacını toprağını da korumaya koyuluyor gibi. Canlının, insan olmayan canlının da hakkını savunma durumu yayılabilir. Kürdistan'da yaşam alanı için mücadele etmek zaten ciddi bir refleks. Ama tabii sadece anadilde eğitim hakkını savunmakla bitmiyor. Her alanda dilimize toprağımıza saldırı, tecavüz var. Mardin'deki, eski Mardin'deki evleri yıkmak gibi."

Ses Sanatçısı Ferhat Tunç:

"Akla ve vicdana sahip kimsenin Hevsel Bahçeleri'ndeki katliama sessiz kalmaması lazım. Ekoloji meselesi toplumsal bir uyanışı gerektiriyor çünkü rant, toplumsal bir tahribata dönük işliyor. 'Üç beş ağaç' denilerek küçümsenen mücadeleler, esasta bütün bir yaşamı, yaşam alanını temsil ediyor. Katliam projesini yürütenler ağacı odundan ibaret görüyor olabilir ama biz yaşamın sürdürülebilirliği için ona ihtiyacımızın farkındayız.

Hevsel Bahçeleri aynı zamanda Amed'in tarihini, kültürünü simgeliyor ve katliam sermayeci karakteriyle beraber böylesi bir saldırıyı da hedeflemiş oluyor."

Karikatürist, Senarist Yılmaz Okumuş:

"Diyarbakır'ın Hevsel Bahçeleri'ne sahip çıkacağına inanıyorum. Ama hepimizin de katkı sunması önemli. Benzer şeyleri yaşıyoruz, bu da, birlikte tepki vermemizi gerektiriyor. HES'ler sadece Karadeniz'in sorunu değil. Ayrıca bölgede de karşı çıkış pratiği Karadeniz'den daha sorunsuz. Hevsel Bahçeleri'nde rantın ve kapitalizmin hunharlığını görüyoruz ama o topraklarda bunu önleyecek insanları da görüyoruz. Ben de bireysel olarak, sanatımla nasıl direnişe nasıl katılacağımı düşünüyorum."

Yönetmen Ezel Akay:

"Hevsel Bahçeleri ve benzer doğa parçalarının kanına girilmesini iktidarlar 'ekonomik açıdan gerekiyor' diye açıklıyorlar. Yani 'bu sayede daha çok paranız olacak, çok daha ekonomik özgürlüğünüz olacak' diyor, kitlelere. Bu, ekonominin çok yanlış anlaşılmasıdır; 'bugün para kazanacaksınız yarın fakirleşeceksiniz' demektir. Uzun vadede asla uygun olmayan bir iş yapıyorlar. Çevrecilerle kapitalizm arasındaki temel çelişki, çatışma buradan başlıyor. 'Ekonomik gereklilik', gerçek bir kolaycılık. Bir yeri satarsan tabii ki para kazanırsın. Ama o yere bakarsan çoluğunun çocuğunun rızkı artar, arkadaşların, akrabaların da kazanır.

Türkiye'de üç tane kurumun acilen ilga edilmesi gerekiyor. RTÜK, YÖK ve öbürü de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Çevreciliği çevrecilerden uzak tutmak için kurulmuş; çevrenin yararına hiçbir karar vermiyor. Çevre Bakanlığının kurulması çok modern bir şeydi ancak başımıza büyük bela açıldı, TOKİ gibi... Çevreye hukuki yollardan nasıl zarar verilir, hukuk yolu bulunmazsa hukuk nasıl değiştirilir de zarar verilir, bununla uğraşıyor.

Diyarbakır'ın, kıraç bir dünyanın muazzam önemli bölgesi yok edilmeye çalışılıyor. Bir kere böyle şeylerin halka, insana sormadan yapılması devrinin kapanmasını istiyorum. Ademi merkeziyetçiliğin yeniden gündeme getirilmesi söz konusuyken yangından maç kaçırır gibi bu projelerin hayata geçirilmesine diremek gerekiyor. Maalesef hukuk bizim yanımızda değil ya da üstü örtülüyor; hukukun üstünü açmak için sadece direniş gerekiyor.Anf
Nerina Azad
Bu haber toplam: 2451 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:12:49:52
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x