Jennifer Bennett: “Kürdler devlet isteseydi Kerkük’ü alırdı”

Önümüzdeki günlerde Kürdçe çevirisi yayınlanacak olan “Leadership (Liderlik)” kitabının yazarı, lider geliştirme eğitmeni ve uzmanı Jennifer Bennett ile ABD’nin Kansas eyaletinde “Üçüncü Dünya Ülkelerinde Etkin Liderlik” başlıklı konferansta Ortadoğu.

12.02.2014, Çar - 04:58

Jennifer Bennett: “Kürdler devlet isteseydi Kerkük’ü alırdı”
Haberi Paylaş
Önümüzdeki günlerde Kürdçe çevirisi yayınlanacak olan “Leadership (Liderlik)” kitabının yazarı, lider geliştirme eğitmeni ve uzmanı Jennifer Bennett ile ABD’nin Kansas eyaletinde “Üçüncü Dünya Ülkelerinde Etkin Liderlik” başlıklı konferansta Ortadoğu’da liderlik üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi yayınlıyoruz.

BasNews: Ortadoğu tarihine özellikle de son 80 yıllık geçmişine şöyle bir göz gezdirdiğimizde bölge ülkelerinin çoğunda lider eksikliğini fark ediyoruz. Siz nasıl bakıyorsunuz?
JB: Liderlik konusu çetrefilli olduğundan bu yöndeki sorular da haliyle bir karmaşa barındırıyor. Ben bu şekilde görmüyorum, yani, Ortadoğu’nun bütün tarihi boyunca çok sayıda lideri olmuştur. Ancak, bu liderler yapıcı ve hassas sorunları çözmek için yeterince karizmatik olmamıştır diyebilirim. Bölgedeki liderlerin çoğunun kişisel bir karizması var, yani sosyal karizmadan yoksunlar ve sadece şahsi arzular peşinden gidiyorlar. Ayrıca başkalarının isteklerini ve halkın taleplerini ve ihtiyaçlarını görmezden geliyorlar.

Bu sözlerinizle ilgili birkaç örnek verebilir misiniz?
JB: Buna örnek olarak rahatlıkla Saddam Hüseyin diyebiliriz! Sizin lideriniz!

O bizim liderimiz değildi…
JB: Aaa, evet, doğru. Kuzey bölgesinde Kürdlere karşı çok acımasız olduğunu biliyorum, ancak kendisi şahsi karizması olan bir liderdi; onu rahatlıkla narsist liderler arasında sayabiliriz. Ayrıca Saddam’ı neden-sonuç ilişkisi ve ödül-ceza sistemiyle ülkesyi yönetmiş Hitler ve Stalin gibi patolojist liderler arasında anabiliriz.

O halde bütün diğer dikatörler de bu uzun listeye giriyor…
JB: Evet, çoğunlukla.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki liderleri ‘biz’ karşıtı ‘ben’ merkezli bir kategoriye yerleştirebilir miyiz?
JB: Bence bu çoğu için doğru bir tanımlamadır. Çünkü bu tür liderler hayatın her alanında kontrol sağlamak istiyor. Örneğin Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat’a bakalım; kendisi mükemmel bir liderlik yeteneğine sahip olduğu halde, her şeyi kendisi için denetim altına alarak kendini FKÖ’nün ve Filistin özgürlük hareketinin tek sembolü haline getirdi.

Aileye dayalı yönetim, monarşi, kraliyet ve aşiret sistemleri Ortadoğu’da yaygın. Sizce ‘Arap Baharı’ bu sistemleri sarsabildi mi?
JB: Bu tür sistemler kolaylıkla sarsılamaz. Çünkü hem tarihi hem siyasal açıdan bir derinlikleri ve sağlam bir temelleri var.

Fakat ‘Arap Baharı’ birçok lideri koltuğundan etti, öyle değil mi?
JB: Doğru söylüyorsunuz. Ancak siz geldiğimiz noktadaki duruma bakın. Mısır’a bakın, bence Mısır’ın yönetimin biçiminin temelleri değişmedi. Mevcut durumda da aynı askeri benmerkezci zihniyet Mısır’da hakim konumdadır.

Peki ya Irak?
JB: Irak da daha iyi bir örnek değil. Saddam Hüseyin’iğn devrilmesinden sonra başa gelen Iraklı liderler ne yaptı? Ülkelerini harabeye çevirdiler. Iraklı bütün liderlerde bir intikam duygusu var ve bunlar bu kinci duygularla yaşıyor ve hareket ediyor.

Irak bir dönem Kürdleri yok etmeye çalışıyordu ancak Kürdler yeni Irak’ın inşaasında önemli bir rol oynuyor. Sizce bu tuhaf değil mi?
JB: Bu Kürdlerin büyük bir hatası oldu! Eskiden olduğu gibi Kürd liderler kendi içlerindeki sorunları unuttu ve bir tarafa attı ve yeni Irak’ın inşaası için çok çaba gösterdi. Kanımca, Kürd liderler bunu daha sonra ‘Kürdler ne kadar da bağışlayıcıymış!’ sözlerini duymak için yaptı. Ancak siyasette bu türden davranışların bir kıymet-i harbiyesi yoktur.

Bunlar çok ilginç sözler. Bu nedenle bu konuyla ilgili bir sorumuz daha olacak: Sizce Kürd liderler yeni Irak’ın inşaasında aktif olarak yer alacaklarına ne yapsalardı daha iyi olurdu?!
JB: Bana göre yeni Irak için stratejik ortak bir karara varmalıydılar. Kürd liderlerin yeni Irak için yeni bir stratejileri yoktu. Amerika’nın her şeyi kendileri için yapmasını bekliyorlardı. Ayrıca tek bir “aferin” için çok edepli davrandılar. Siyaset böyle yapılmaz. Eğer büyük bir hedefleri olsaydı, örneğin bağımsızlık gibi, Kürd devletinin ilanı gibi, o zaman bundan daha küçük olan talepleri de kolaylıkla karşılanırdı, Kerkük’ün Kürdlere verilmesi gibi.
BasNews
Bu haber toplam: 3292 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:08:23:25
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x