Şaban Aslan: Tarih ve Kürtler

Merhum Mele Mustafa Barzani’nin sözüdür: Allah şahittir; savaşı sevmiyorum. Çünkü savaş, bir sorunu hal etmenin en kötü yoludur.

11.02.2024, Paz - 16:23

Şaban Aslan: Tarih ve Kürtler
Haberi Paylaş

İmparatorluk kuran padişahlardan hangisi, Kürdistanı işgal etmek istese ve Kürtleri kendi hükümranlığın altına almak istese Bitlis Beyleriyle düşmanlık yapması ve Rozkan aşiretiyle savaşarak onu yenmesi gerekirdi. Kürtler arasında meşhur sözdür. Bitlis Kalesindeki her taşın yerine konması Rozkan aşiretinin insanlarından birisinin kafası vardır.  (1)

Kanuni Sultan Süleyman, Bitlis vilayetini kendi hâkimiyetine almak isterken, Bitlis Hükümdarı Şemsettin Han kaçarak İran Şahlığına sığınmak zorunda kaldı. Günü geldiği zaman Şemsettin Han verdiği emir ile Baykan, Motkan, Zeydan ve Bitlis’teki bütün aşiretler birden başkaldırarak Osmanlıların kuvvetlerine karşı isyan bayrağını çekerek aralıksız olarak üç yıl Osmanlılarla savaştılar. Osmanlı Padişahı bölgedeki diğer Kürt Beyliklerine verdiği emir üzerine, Kürt Beylikleri Padişah ile işbirliği yaparak kendi milletine ihanet ettikleri halde, kararlı hareket eden direnişçilere boyun eğdiremediler. (2)

Kürtlerin kurdukları devletleri belirlemekte yarar görüyorum:

I-Büyük Lor Devleti MS 922: Kürt Devleti kuranlar Fadleviye Hanedanlığıdır. (3)

II-Dilemiyan (Paweyan) Devleti MS 942 Emevi halifeliği yıkıldıktan sonra Muaz El Devle Paweyan devletini kurdu. Bağdat’ı aldıktan sonra halifeliğin hiçbir rolü kalmadı. Halifeler yalnız hutbe okuyorlardı.  (4)

III-Hüsnevi Devleti: Araplar, Kürdistanı işgal ettiği zaman Şehrızor’un köklü ailelerinden Hüseyin oğlu Hasnevi öncülüğünde Kürtler, Araplara karşı özgürlük savaşına başladılar. Kahraman Kürt savaşçıları  Bağdat Sultanlarına karşı 981’de harekete geçerek Arapların Bağdat’tan gönderdikleri bütün orduları yendiler. Dinuz ve Şehrızor ülkelerini alarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Hüsnevi Devleti 141 yıllık hükümranlığı döneminde 11 Hükümdar değiştirerek yönetimini devam ettirdi. 1122 yılında Tatarlar tarafından hükümranlığına son verildi.  (5)

IV-Mervani Devleti: Mervanın oğlu Ahmet (Nasır El Devle 1009 yılında Diyarbakır’da Mervan Devletini kurar. Tam bağımsız olarak yönetimini 91 yıl devam ettirdi. Mervan Devleti, Mervan’ın oğlu Ahmet, Ahmet’ın oğlu Nasır ve Nasırın oğlu Mansur, Mervan Devletini yönetti. (6)

V- Eyyubi Devleti: Kürt Salahaddini Eyyubi 1177 yılında Eyyubi Devlerini kurar. Haçlı savaşlarında büyük kahramanlıklar göstererek Kürd Salahattin’in kurduğu devlet 305 yıl Ortadoğu’da büyük kahramanlıklar yaratmakla beraber büyük adalet bayrağını dalgalandırır. (7)    

Selehaddin’i Eyyubi ile ilgili yazılan çok sayıda eserler var. Ekrem Cemil Paşa’nın, Fransız tarih yazarlarından Mösyö Albert Champdor’den aldığı bilgilere göre, Selahaddin’i Eyyubi ile ilgili yazılan 350 sayfalık kitabında toplamış. Şu cümle dikkati çekiyor: (İslamin büyük kahramanı Selahaddin.)  

Selahaddin Eyyubi Kürt devletini kurduktan sonra zekâsını kullanarak büyük başarılar elde ediyor. Daima savaşa karşı çıkarak barıştan yana bir politika izliyor. Mısır seferine çıkmak istemediği halde amcası Şerko kendisine baskı kurarak sefere çıkmak zorunda kalmış. Kurduğu devleti adaletli bir şekilde yönetmiş.   

20 Eylül 1187 günü Sultan Selahaddin Kudüs şehrini kuşattı. Şehri kuşatma altında tutarken şehri teslim almak ve Hıristiyanların geleceğini garanti altına almak görüşmek istiyordu. Savaşmadan Kudüs’ü almak istiyordu. Kanın akmasını istemiyordu. Baroniler ve ruhani liderler, Sultan Selahaddin’in getirdiği önerileri hakaret olarak kabul ediyorlardı. Haçlıların yardımını bekliyorlardı. Selahaddin askerlerim şehre girdiği zaman kılıçlarına karşı sizleri nasıl koruyacağımı bilmiyorum demişti.

Aralarında anlaşma sağlanmayınca savaş başladı. Onuncu gün Selahaddin’in askerleri şehre girdiler. Kudüs’ü korumak için Selahaddin mağlup olan karşı tarafla anlaştı. Özgürlüklerini satın almak amacıyla erkekler için on, kadınlar için beş ve çocuklar için iki dinar alınacaktı. 30 bin êcus alınacaktı. Kendisine teslim edilen savaş ganimetinden hiçbir şey almadı. Aldığı ganimeti askerler ve kadınlar arasında paylaştırdı. Esirlere karşı yumuşak davrandı. Kiliseyi Suriyeli Hıristiyanlara bıraktı. Kendisi ve kardeşi Adil’in emriyle 1.500 fakir Hıristiyanlardan para almadan serbest bıraktı. Kudüs te kalmak isteyen kalır. Gitmek isteyen gider dedi. Şehrin bütün kapılarını kapatırdı. Yalnız Davut kapısını açtı. Kendisi kuvvetlerinin başında Davut kapısında bekledi.

Kafilenin başında Kudüs Patrşği Heraclius vardı. Resmi ve gayri resmi papazlar onu takip ediyordu. Papazlar Kudüs’ü terk ederken, Kilisenin kıymetli eşyalarını da beraberinde götürüyorlardı. Papazları takriben Vali ve Kudüs’ün saygınları geçti. Kadınlara sıra geldiği zaman, kadınlar Selahaddin’in ayaklarına kapıldılar. Bizler her şeylerimiz hatta vatanımızı kayıp ettik dediler. Yanınızda esir tuttuğunuz kocalarımızı, kardeşlerimizi ve çocuklarımızı bizlere iade ederek çektiğimiz acıları azaltarak yardımcı olmanızı diliyoruz dediler. Kadınların ricası üzerine Sultan Selahaddin bütün esirlerin özgürlüklerini bağışladı. (8)  

Akka kuşatması uzun sördü. Frenk ordularının moralleri tamamen bozulmuştu. Başkomutan Selahaddin’in hasta olduğunu öğrenen Haçlı orduları, Hayfa tarafına doğru çekildiler. 13 Kasım 1190 günü şafak vakti saldırıya geçtiler. Haçlı orduları Belas nehrini takip ediyorlardı. Selahaddin hasta olduğu için ata binemiyordu. Sedyeyle Tıl Haruba tepesine götürülmesini istedi. Başkomutan Selahaddin bu tepeden kendi askerlerini yöneterek savaşı izliyordu. Üç gün çok şiddetli çatışmalar yaşandı. Tamamen çembere alınan Haçlı orduları çok uğraştıkları halde çemberi yaramıyorlardı. Yanında bulunan oğullarına savaşa katılmalarına savaşa katılmaları için emir verir. Sizin göreviniz Müslüman askerlere örnek olmaktır der. Ben hasta olmasaydım sonuna kadar Haçlı ordularıyla savaşacaktım der. Dört yıl sonra Selahaddin, Şam’a dönerken büyük bir büyük bir sevinçle karşılanır.   

4 Mart 1193 yılına 56 yaşındayken vefat eder. Selahaddin Eyyubi’nin kısa hayat hikâyesini yazdım.       

 

Mangalda kül bırakmayanları görüyoruz. Bazıları konuştukları zaman, sanki kendileri bütün dünyayı zapt etmişler gibi görünüyorlar. Tansu Çiller Başbakan iken, oğlu havuz başında mini etekli kızlarla dans ederek askerlik yapıyordu. Askerlik süresi dolduğu zaman, birlik komutanı arıyordu Tansu

Hanımın oğlunu bulamıyordu ki tezkeresini versin. 

Bana göre uzun bir süre oldu, halen Gazze de İsrail ve Filistin savaşı devam ediyor. Her geçen gün ölü sayısı artıyor. Silahsız ve savunmasız insanların ölümüne üzülüyorum. İsrailli Bakanın oğlu Gazze cephesinde Filistinlilerle savaşırken öldürüldü.

Ben her türlü savaşa karşıyım: Savaş vahşettir, cinayettir, katliamdır.

Merhum Mele Mustafa Barzani’nin sözüdür: Allah şahittir; savaşı sevmiyorum. Çünkü savaş, bir sorunu hal etmenin en kötü yoludur. Ancak Baas Partisi bize bir yol bırakmadı. Onların bize getirdiği önerinin onların lehine Kerkük’ten ve başka bölgelerden ödün vermemizden başka bir anlamı yoktu. Bu ise imkânsızdır. Bu uğurda her şeye hazırız, hepimizin öldürülmesine karar verseler de… Çünkü ben, Kürtlerin kabrime gelip tükürerek, niçin Kerkük’ü sattın? Demesinden korkuyorum. 

___________________________________________________

KAYNAKLAR:  

1. Şeref name Kürt tarihi Şeref Han haset yayınları 4. Baskı 1990 sayfa 414

2. Aynı eser Sayfa 414

3. Kürdistan Kısa Tarihi Ekrem Cemil Paşa Doz yayınları 1998

4. Aynı Eser

5.    ,,       ,, 

6.   ,,        ,,

7.   ,,       ,,

8.   ,,      ,,

 

Nerina Azad
Bu haber toplam: 3829 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:22:14:57
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x