Kemal Kaya: AKP Kürt Sorununu Çözebilir mi ?

Kürt siyasetçileri bu süreci “AKP’yi desteklemiyoruz, ama bu güne kadar bir tek AKP çözüm süreci başlatmıştır, bunu da değerlendirmek istiyoruz” deyimiyle tanımlıyorlar.

AKP Uluslararası güçlerin ebeliğinde ve Kürt hareketinin sess.

25.02.2014, Sal - 11:21

Kemal Kaya: AKP Kürt Sorununu Çözebilir mi ?
Haberi Paylaş
Kürt siyasetçileri bu süreci “AKP’yi desteklemiyoruz, ama bu güne kadar bir tek AKP çözüm süreci başlatmıştır, bunu da değerlendirmek istiyoruz” deyimiyle tanımlıyorlar.

AKP Uluslararası güçlerin ebeliğinde ve Kürt hareketinin sessizlik zemininde yeşermiş, büyümüş, saltanatını icra etmiştir. Bunun anlamı AKP dipten gelen dalganın bir sonucu değil, konjüktürel değişimlerin gereği olarak ortaya çıkmıştır.

AKP’yi var eden iki etmenden biri olan küresel sermaye ihtarını Gezi olaylarında yaptı, AKP bunu dikkate almayınca Fethullahçıların eliyle 17 Aralık’ta operasyon gerçekleştirildi.

Dıştaki gücünü yitiren AKP artık çözülme sürecine girmiştir. Bunu Osmanlının son dönemi için kullanılan “hasta adam” tabiriyle ifade etmek gayet mümkündür

AKP’yi var eden ve iktidarlaştıran ikinci etmen olan Kürtlerin sessizlik zemini ise “Öcalan-Mit flörtüyle” varlığını sürdürse de, Cemil Bayık’ın Ruşen Çakır’la röportajında “seçimlere kadar sessizlik” politikası izleneceği şeklinde olacaktır.

Bunun anlamı AKP çözümde samimi olursa ilişki olur, samimi olmazsa mücadele sürdürülür. Olması gerekende budur.

Güncel siyasetin, taktik tutumu görünüşte bu şekilde ilerleyecektir. Ancak en temel yanılgı bu süreci uluslararası güç dengelerinden soyut ve bölgesel olarak çelişkilerin denkleminde çözümü ele alan, oldukça pozitivist bir yaklaşım Kürt siyaset dünyasına hâkimdir.

Çünkü AKP ve Erdoğan’ın “çözüm” girişimlerinin referansları küresel güç dengelerinin bir dayatması sonucudur. Yani AKP’nin pragmatik bir yaklaşımından ziyade konjüktürel bir zorunluluk olarak “Kürt sorununa çözüm” konsepti gündemleşmektedir.

AKP bu “çözüm” zorunluluğunu Kürtlere bir oyalama, kendi asıl konseptini ise Kürt hareketini tasfiye etme biçiminde sürdürdü.

Nasıl mı?

Biraz geriye gidelim.

Bir, KCK “dağdan şehire, illagaliteden legale, silahtan silahsızlanmayı” öngören bir örgütlenme modeli olarak kabul görüldü. Tedricen bu örgütlemeye göre bir takvim eşliğinde karşılıklı adımlar atılıp çözüme gidilecekti. Ne oldu? Gazetecisinden aydınına, sivil kurumundan Belediye başkanına, siyasetçisinden akademisyenine, çocuk yaştaki Kürt gencinden 70’li ninelere kadar topyekûn bir operasyonla zindana tıkıldı. “Çözüm” tartışmalarının eseri olan KCK, on binler zindana tıkanarak, tasfiye edilmek istendi.

İki, “İmralı görüşmeleri” sürerken Fethullahçılarla hiç bir alakası olmayan Fehmi Koru ve başdanışman Yalçın Akdoğan “Sri Lanka planını” hazırlayıp AKP’ye onaylattılar.

Üç, kitlesel açlık grevlerinin heyecanıyla Kürt halkı sokaklarda direnirken, “derin görüşmelerin” varlığı Kürt vekillerin İmralı ziyareti ile ortaya çıktı, Açlık grevleri aniden bitirilmiş oldu.

“Barış, çözüm” tartışılırken, bazı Kürt siyasetçiler “yüzde doksan dokuz bile değil, bu kez yüzde yüz çözüm olacak” dedikleri süreçte Paris’te üç Kürt kadını katledildi. Bu cinayeti “barışı istemeyen karanlık güçler değil” bizzat “çözümü” organize eden Mit tarafından gerçekleştiriliyordu. Utangaç siyasetin Türk MİT’idir diyemediği ve herkesin kafa karışıklığı yaşadığı süreci Fethulahçıların Ömer Güney’in kasetini ve Mit belgesini deşifre etmesiyle anlamış olduk!

Daha da ötesi PKK Başkanlık Konseyi’nin “MIT bizimle görüşme yaparken yaptığı bombardımanda dört arkadaşımız şehit düşmüştür” bilgisini de yine bu gelişmelerden sonra öğrenebildik.

AKP’nin konjüktürel sürecin dayatması olan “çözüm” politikasından önce “tasfiye” konseptini görmek, siyasetçilerin işidir.

Kötüyü hesap etmeden olumluyu gören optimizm hastalığı siyasetin işi değildir. Siyasette ne iyi niyet, ne de pozitif algı bir işe yarar. Arının ısırgan iğnesini görmeden, bal ürettiği hayaliyle bal kovanına sokulan, ama sonra da arıların ısırıklarıyla darbelenen durumdur anlattığımız husus.

Dolayısıyla son süreçte kimi Kürt siyasetçilerin Erdoğan’ı “çözümün tek adresi” hafifliği nerdeyse Kürtlere gark edilmek isteniyor. AKP ise “paralel devlet” tanımıyla kendini aklamaya çalışırken, Kürtlerin “paralel devlet” ile uğraşıp AKP’nin bu oyunundan uzak durması gerekiyor. Önümüzde bir seçim vardır, AKP’nin birinci Parti olması büyük bir ihtimaldir, Ancak tek başına güçlü bir hükümete sahip olması ise zor bir ihtimaldir. Dıştan gelen duyumlara göre AKP CHP koalisyonu hedeflenmektedir.

Dolayısıyla konumuzun başına dönersek “çözüm sürecini bir tek AKP başlattı” tezi, yanlış bir tezdir. CHP şu anda muhalefet olmanın dilini kullanıyor ve “çözüm” karşıtlığı yapıyor. Yarın iktidara geldiğinde onunda bir Kürt açılım dosyası olmak zorundadır. Bu konjüktürel bir durumdur. Kürtleri dikkate almayan hükümetler ayakta duramıyor, Kürtlerle ilişki kurmayan güçler başarılı olamıyor. Kürt çözüm dosyası olmayan hükümetlerin çağı bitmiştir artık. Onun için bu süreci bir tek AKP başlattı, tanımı dengeleri varsaymadan yapılan yanlış bir tespittir. Onun için konjüktürel gelişmelerden bağımsız “çözümü AKP ve Erdoğan’ın çabalarına bağlamak Kürt siyasetini AKP’nin kuyruğuna bağlamaya yarar.

Bölgesel açıdan küresel güçlerin Bölge hükümetlerini aşan Kürtleri stratejik ittifak gören politikaları halen belirginleşmiş değildir. Kürtler, bu sürecin taktik kartı mı, yoksa stratejik gücü mü olacak sorusu bizler açısından en can alıcı tartışmadır.

Özellikle Türkiye ve İran’ın Kürtleri Cenevre-2’den dışlamaya zorlayan diplomatik çalışmaları Kürtlerin stratejik bir güce dönüşmesini engellemeyi amaçlıyor.

Koşullar, fırsatlar, imkânlar vs. Kürdün özgürlük umudu olan bu kavramlar ile “her zaman çözüm dosyası gündemde tutularak oyalanan ama hiç bir zaman çözülmeyen bir Kürt sorunu” olmayla karşı karşıya olduğumuzu da unutmamak gerekir.

Çünkü hâlihazırda Kürt sorununu Kürtler dışında çözmek isteyen hiç bir güç bulunmuyor!

Kemal Kaya

Nerina Azad
Bu haber toplam: 3544 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:15:35:46
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x