Kölelik koşullarında çalışan özgür kadınlar

Tekstil işçileri berbat ücretler alıyor.

01.04.2014, Sal - 09:06

Kölelik koşullarında çalışan özgür kadınlar
Haberi Paylaş
Tekstil işçileri berbat ücretler alıyor. Fakat buna rağmen aynı işler Bangladeşli kadınların geleneksel Müslüman toplumu içinde özgürleşmesine de yardımcı oluyor.

Muktha Mollah kırmızı kumaşı ustaca düzgünleştiriyor ve dikiş makinesinin ağzına doğru itiyor. Amerika için yapılıyor görünen bir kadın bluzunun kenarlarını dikiyor. Bu şekilde günde haftada 6 gün 8 saat ya da daha fazla ter döküyor. Bugün ise, aslında hergünkü gibi, 1000 bluz dikme hedefine ulaşmaya çalışacak.

Tekstil işçisi kadınlar etrafına boşluksuz dizilmişler, fabrikanın bu katında sadece 350 işçi çalışıyor. Florosen ışığı vızıldıyor ve göz kırpıyor. Dev fanlar gürültülü bir şekilde durgun havayı dalgalandırıyor, yeni giysilerin tanıdık kokusunu yayıyor.

‘BENİM ÖZGÜRLÜĞÜM VAR’

Mollah’ın bluzun kendi payına düşen tarafını halletmesi 30 saniye sürüyor. Bir yardımcı malzemeyi alıp sonraki istasyona götürüyor.

Mollah zengin olmayacağını biliyor; haftalık 20 dolarlık yevmiyesinin yarısını ailesine gönderiyor. Fakat yine de maaşına seviniyor, ne kadar az olursa olsun bu maaş ona köyünden ve okul arkadaşlarının kaderinden kaçmasına yardımcı oluyor.

Bütün arkadaşları 16 yaşında evlendiler. Hepsinin çocukları oldu. Hepsi kocalarının ailelerinin evine taşındılar ve o evi terk edebilmek için kayınvalidelerinin iznine ihtiyaçları var.

“Onlar için bu bir kafes” diyor 19 yaşındaki Mollah: “Benim hayatın onlarınkinden çok daha iyi çünkü onların özgürlüğü yok. Köyüme döndüğümde ve arkadaşlarımı gördüğümde bana ‘Bizi de beraber götürür müsün?’ diye soruyorlar.

Bangladeş tekstil sanayi ününü zor ve ölümcül çalışma koşullarına borçlu. Geçtiğimiz nisanda 8 katlı bir tekstil fabrikası çöktü ve 1100’den fazla işçiyi ezdi. 6 ay önce de bir fabkira yangını, çalışmaya devam etsinler diye patronların üzerine kapıları kilitlediği ve bu yüzden kaçamayan 112 insanın canını almıştı.

Tüm bu korkunç kazalara ve istismara rağmen -80 saate kadar çıkan haftalık çalışma saatleri mesela- yoksul ve geleneksel Müslüman toplumunun içindeki kadınların yaşam koşullarıyla karşılaştırıldığında az ücretli ve çok sömürülen tekstil işçisi tablosu daha da karmaşık bir hal alıyor.

Bangladeş’te yaklaşık 5 bin 600 fabrikada 4 milyon insan -yüzde 90’ı kadın işçi- çalışıyor.

Tekstil sanayinin sosyal etkileri üzerine çalışma yürüten Sosyolog Sajeda Amin’e göre bu tür işler, ergenlik çağındaki genç kızlara, çocukluktan yetişkinliğe geçtikleri bir dönemde özgürlük açısından yeni bir yol açıyor.

4 KADIN BİR ODADA YAŞIYOR

Bangladeş tekstil sanayi, Çin’in arkasından dünyanın ikincisi. İşçilerin çoğu kırsal bölgelerden ve Hindistan sınırının kenarındaki küçük köylerden geliyor. Mollah’ın ve üç kardeşinin de doğduğu yerler bunlar. En büyük kardeşi, evlenmek için eve dönmeden önce iki yıl tekstilde çalışmış.

Pirinç ekimi yapan çiftçi babaları hastalanıp çalışamaz hale geldiğinde, Mollah fabrika işinde çalışmaya ve ailesine yardım etmeye gönüllü olmuş. Mollah o zamanlar, fabrika işçisi olabilmek için yasal sınır olan yaşın bir yaş üstünde, 15 yaşındaymış.

Fabrikada öğle yemeği arası ve Mollah, 350 işçiyle birlikte bir saatlik mola için kapıya doğru gidiyor. Kapıda diğer üç kadın işçiyle buluşuyor, onlar ev arkadaşları, birlikte evlerine doğru yürüyorlar.

Dördü de, geleneksel uzun “sari”ler yerine modaya uygun düşük belli pantolonlar ve adına “shalwar kameez” denilen tünikler giymişler. 2 odalı dairelerin iki blok ötede. 4’ü birden 10 adıma 12 adım genişliğinde bir odada kalıyorlar; tavanlarından bir fan ve kısık bir ışık saçan bir ampülleri var. İki kişi yatakta, iki kişi yerde yatıyor. Aylık kirası 45 dolar olan bu odada her hafta yer değiştirerek uyuyorlar.

Dairedeki ikinci yatak odasında ise genç bir evli çift kalıyor, onlar da aynı fabrikada çalışıyorlar ve 6 yaşında da bir kızları var. Hepsi aynı tuvaleti ve ortak mutfağı paylaşıyorlar. Mutfakta pişirip odalarında yiyorlar. Buzdolabı ise evli çifte ait, genç kadınlar ona kullanamıyor.

Pencereden içeriye dolan ve giysilerini torbalarda korumak zorunda bırakan toza rağmen Mollah ve ev arkadaşları odalarını gururlu dolaştırıyorlar.

‘KENDİ KARARLARIMI KENDİM VERİYORUM’

24 yaşındaki Kanchi Hazi, yedi yıl önce köyünü terk ederek fabrikada çalışmaya başlamış. Paketlemede çalışıyor ve çalışabildiği kadar uzun süre çalışmaya uğraşıyor.
“Burayı seviyorum” diyor, elleri belinde, “Kendi kararlarımı kendim veriyorum. Para kazanabiliyorum ve aileme yardım ediyorum.”

Fazla mesailerle birlikte ayda 78 dolar kazanıyor ve yarısını eve gönderiyor. Babası, günlük işlerde çalışabiliyor ve her zaman iş bulamayabiliyor. Birkaç ayda bir, üç saatlik bir otobüs yolculuğu ile ailesini ziyaret ediyor. Bu ziyaretlerinden hemşerilerinden farklı tepkiler alıyor.
Bazı yetişkinler onu destekliyor, “Çünkü ailede tek para kazanan benim” diye açıklıyor bunu. Diğerleri ise erkek ve kadınların birlikte çalıştığı bir fabrikada olduğu için onu azarlıyorlar. Onlara göre bu genç ve evli olmayan bir kadın için uygun bir durum değil.

Fakat otobüsten adımını attığında genç köylü kızlar etrafında dans ediyorlar. “Beni bir rol model olarak görüyorlar” diyor Hazi, “İstediğimi yapıyorum. Özgürlüğüm var.”
Kadınların para kazanması, ekonomik hayat içine girmesi Bangladeş’in inatçı geleneklerini zorluyor. Burada kızların yüzde 60’ı 18 yaşından, yani yasal evlenme yaşından, önce evleniyor. Çoğu evlilikler aileler tarafından ayarlanıyor, bu iş yasalar ihlal edilerek, başlık parası alınarak yapılıyor.

Bangladeşli Sosyolog Sajeda Amin, başlık parası sistemi kız çocukların erken evlenmesini teşvik ettiğini söylüyor. Tekstil fabrikalarındaki işler bütün bu uzun ömürlü alışkanlıkları parçalamaya başlamış durumda. “Bu kadınlar evliliği reddetmiyor. Evlenmek istiyorlar, fakat daha geç. Çocuk yapmak da istiyorlar fakat doğru zamanda” diyor Amir.

KADINLAR SOKAKTA GÖRÜNÜR OLDU

Bugün fabrika işçisi kadınların sadece yarısı evli, Dhaka’nın çeperlerine, Chittagong ve diğer bölgelere doğru yönelen bitmeyen bir kentsel göçün içinde yaşıyorlar. Bu işçi kadınlar daha küçük aileler kuruyor, genelde bir ya da en fazla iki çocuk yapıyorlar ve bu gün 160 milyona dayanan Bangladeş nüfusundaki artışı yavaşlatıyorlar. Çoğu Dhaka’nın hızla büyüyen gecekondu bölgelerinde, temiz içme suyu ve sağlıklı çevrenin olmadığı yerlerde yaşıyorlar.

Haftanın 6 sabahı, tekstil fabrikalarının çevresinden sokaklar parlak renki giysileri ve çevik adımlarıyla, saat 08.00’de işyerinde olmak için ilerleyen kadınlarla doluyor.
Bu 1970’lerden oldukça farklı bir görüntü. Evli olmayan kadınlar eskiden kamu alanlarında “ailelerinin onurunu koruyacak” bir erkek olmadan görünemezlerdi. Genç kadınların evlerini terk etmeleri için bir nedenleri olmazdı. Zamanla, fabrika işleri kadınlara da verilmeye başlandı ve onlar da sokakta görünür oldular.

Bu dört ev arkadaşı kadın özerkliklerini seviyorlar, özellikle de istedikleri gibi “gidip-gelebilme” özgürlüklerini... Hepsi evlenmek istiyor, fakat bunun için aceleleri yok.
Mollah, babasının sağlığına kavuştuğunu ve çiftçiliğe geri döndüğünü söylüyor. Ailesi artık onun parasına muhtaç değil, fakat şimdi de küçük kız kardeşinin eğitimi için çalışıyor Mollah.
“Bunu bir fedakarlık olarak görmüyorum” diyor, kumaşı dikiş makinasından geçirirken, “Kardeşimi önemsiyorum. Eğer iyi bir eğitim alırsa, koca bulmak gibi bir sorunu olmayacak.”

www.evrensel.net
Nerina Azad
Bu haber toplam: 9119 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:12:43:42
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x