Beşikçi ve Öcalan’ı yedirtmemek!

Öncelikle son dönem Beşikçi’nin „Roboski – Goyiler“ yazısından sonra yaşananlara özet olarak bakalım.

10.01.2014, Cum - 13:06

Beşikçi ve Öcalan’ı yedirtmemek!
Haberi Paylaş
Öncelikle son dönem Beşikçi’nin „Roboski – Goyiler“ yazısından sonra yaşananlara özet olarak bakalım.

Beşikçi yazısında kendisinin önemli bulduğu konulara ve genel itibariyle de doğru noktalara değinmiştir. „Referans olarak Aydınlık gazetesini alıyor“ eleştirisi ise komik tabii ki. Aydınlık’da yayınlanan ifadelerin benzerlerini zaten hepimiz okuduk, bir kısmımız eleştirdi, bir kısmımız ise bu ifadelere kendinden menkul anlamlar yükledi veya yüklemek zorunda kaldı.

Bu yazıyı Beşikçi’nin yazısının içeriğine değinmek için yazmadığım için, geçelim bu konuyu ve Beşikçi’nin eleştirilebilirliğine gelelim. Daha önce de Beşikçi çokça eleştirildi aslında. Birkaç ay önce kamuoyunun ‘Balıkçı’ olarak tanıdığı İlhami Işık, Beşikçi’yi eleştirince çok büyük eleştiri ve/veya hakarete maruz kaldı. En son olarak da Ferda Çetin bir „eleştiri“ yazısı yazdı ve bu çok farklı tepkilere neden oldu. Kimisi taraf tutarken, kimisi de siyah ve beyazın dışında bakmaya çalıştı. Beşikçi’yi insaf ve edep ölçüleri içinde eleştirenler de oldu. Ama Ferda Çetin yazısı çoğunluğun ifade ettiği gibi bir eleştiri değildi. Hakarete varan, ifadeleri bile bile çarpıtan bir yazıydı. Ama ben açıkçası şaşırmamıştım. Aynı Ferda Çetin başta Kemal Burkay olmak üzere birçok kişi hakkında da benzer şeyler yazdı. Kimse sesini çıkarmadı. Şimdi ise PKK’ye yakın birçok yazar bile Beşikçi’yi eleştirirken aynı zamanda Ferda Çetin’in yazısını da haklı olarak eleştirdi. Farklı kesimlerden yazarların bu konudaki tutumu sevindiriciydi, umarım bundan sonra da aynı yöntem izlenir.

Bence de Beşikçi eleştirilmeli ve hatta bugüne kadar defalarca da eleştirildi, eleştirilecek de. Beşikçi bir bilim adamı ve aydın, eleştirilebileceğini de kabul ediyordur sanırım. Kimse eleştiriden muaf değildir. Tüm Kürdler Beşikçi’nin yazdıkları ile aynı fikirde mi? Hayır. Öyle olsaydı, Kürdlerin hepsi Beşikçi fikirleri altında toplanır, parti kurar ve birlik sağlarlardı. Ama değil. İlk kurşun tezi, soruna yaklaşımda sıkça dış güçlere göndermede bulunması vb. bence sorunludur. Sorunlu gördüğüm ve katılmadığım fikirler hiçbir zaman beni Beşikçi’ye hakaret, küfür ve temelsiz ithamlarda bulunmama sebep değil. Barzani, Burkay, Öcalan, Elçi vb. Kürd politikacılarını eleştirebiliyorsak, kuşkusuz bundan Beşikçi’yi muaf tutamayız. Bu bağlamda Beşikçi’nin son yazısı konusunda ben de bir yakınmamı dile getireyim; Yazısının tamamına yakınında mutabık olsam da zamanlama yönünden uygun değildi bence. Sevseniz de sevmeseniz de bu dönem AKP-Gülen arasındaki ‘çatışma’dan Kürdler ve Kürd sorunu da etkileniyor. Kürd sorununun çözümüne olumlu bakmayan Gülen cemaatinin AKP’ye vurmak için Öcalan ve Barzani üzerinden saldırıya geçeceği / geçtiği belli. Bir taşla iki kuş (AKP ve Kürdler) vurma peşindeler. Bunun içinde Aydınlık tefrikaları gibi yayınlar cemaatle elele sadece Kürd politikacılarını değil, Kürdün kedisini bile itibarsız etmenin peşindeler. Bu benim yakınmam.

Peki bir aydın bu zamanlamayı gözetmek zorunda mı? Hayır. Kendimi bildim bileli biz Kürdler de bu bahane hep vardır. Politikacılar için kısmen geçerli olan bu gerekçe bilim adamı ve aydınlar için geçerli olmak zorunda değildir. Onlar kendi algılarını ve değerlendirmelerini dile getirirler, bunu nasıl kullanacakları ise politikacıların kendi sorunu. Bilim adamı ve aydınlar politikacılara uygun fikirler üretmezler, tam tersine politikacılar onların ürettiğinden „nasıl yararlanabilirim“ diye düşünürler.

Ama biz Kürd politikacıları herşeyi biliriz, öğrenim hayatını matematik denklemleriyle geçirmiş bir mühendis Kürd politikacı ciddi hiçbir araştırmayı incelemeden anadilin bilimsel faydalarını sana dil uzmanı edasıyla ve yüzde yüz KESİNlikle anlatır. Hukukçular arasında bile onyıllarca ciddi tartışmalara sebep olan konularda hayatında hiçbir hukuk metnini incelememiş (en fazla kendisi aleyhindeki iddianemeyi okumuştur) politikacı hemen kendi KESİN sonucuna varabilir. Tarihten nefret eden, tarihçi olmanın gerekli altyapısına sahip olmayan bir politikacımız tarih konusunda eser vermeye bile kalkışabilir. Olmaz! İyi bir politikacı veya hatip olabilirsiniz ama bu sizin her alanda bilgi sahibi olduğunuzu göstermez. Her alanda bilgi sahibi olmanız da gerekli değil, mümkün de değil zaten. Bu konuya da nokta koyalım.

Evet, biraz da Öcalan konusuna gelelim. Öcalan gerek Ferda Çetin benzeri yazarlar, Kandil ve BDP’deki bazı politikacıların sorumsuzca açıklamaları ve eylemleri gerekse de Aydınlık-CHP-Cemaat-OdaTV vb. cephenin yıpratma-itibarsızlaştırma manevraları ile karşı karşıya. Yeterli veya yetersiz görsek de Öcalan ve devlet arasında işleyen bir süreç (kimisine göre çözüm, bana göre ise silahların susması-kanın durması süreci) var ve bu süreç anaların gözyaşlarını kısmen de olsa dindirdi. Gelin gerektiğinde eleştirilerimizi de yaparak Öcalan karşıtlığını bir yana bırakalım ve bu sürecin Kürdlerin lehine sonuçlar vermesine katkı sunalım. Öcalan veya AKP’nin çözüm önerilerini yeterli görmeyenler, yine mücadelelerine devam etsinler ama daha fazla kan dökülmesine, elde edilmiş kısmi hakların yokolmasına engel olalım. Kürd ulusunun genel hakları bağlamında Öcalan’a karşı başlatılan çok yönlü itibarsızlaştırma kampanyalarına destek vermeyelim, Öcalan’a karşı eleştirilerimizi de yaparak, kendisini ve kör topal işleyen süreci destekleyelim.

Unutmayalım ki Öcalan’a karşı devam eden kampanya Kürd’e karşı kampanyadır, Barzanî’ye, Burkay’a, Elçi’ye, Bucak’a, Müslîm’e, Hemidê Hecî Derwêş‘e, M. Hicri’ye karşı. Beşikçi’yi de Kürd liderleri de eleştireceğiz ama hiçbirini de yedirtmeyeceğiz.
Nerina Azad
Bu haber toplam: 3418 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:06:01:32
17 Yorum
Nerina Azad
x