Yusuf Ziya Döger: Yetmez mi Artık!..

İnsan düşünce dünyasını; algılarıyla oluşturursa halk arasında öküzün trene bakması benzetmesine düşer.

17.02.2014, Pts - 10:10

 Yusuf Ziya Döger: Yetmez mi Artık!..
Haberi Paylaş
İnsan düşünce dünyasını; algılarıyla oluşturursa halk arasında öküzün trene bakması benzetmesine düşer. Aklı ile oluşturursa da, doğuştan körün renk algılamasına düşer. Öyleyse Kant’ın deyimiyle, “Algısız kavramlar boş, kavramsız algılar ise kördür.” Sözünün anlamını düşünmek gerekir.

İnsanın düşünce dünyası elbette yaşantılarıyla paralellik gösterir. Ancak oluşturduğu bu dünyanın dışında farklı dünyaların da var olduğunun bilincine vardığında kendisini bulur. Aksi takdirde hep bir yanı eksik olan kurgusal dünyasını mutlaklık olarak kabul eden anlayışla bakarak düşünür. Dolayısıyla yaladığı sofranın etrafında turlamaya devam eder durur.

Farklı düşünce dünyalarından beslenerek gelen Kürdlerin birbirine karşı tahammülsüzlüğüne bakınca beslendikleri düşünsel dünya dışında hiçbir öngörü oluşturamadıklarını görüyoruz. Ama her birisinin beslendikleri düşünsel dünyaya yönelmesi sonucunda inanın ortada Kürd namına bir şey kalmayacaktır. Yüzyıllardır Kürd ve Kürdistanı öteleyen her türlü düşünce için birbirimizi yedik.

Yetmez mi artık deme zamanı gelmedi mi?

Antik yunan düşünürü Aristo, “Her varlığın kendi doğal yerine doğru bir hareket içinde olduğunu söyler.” Kürdler acaba kendi yerlerine ne zaman dönecekler?

Kürdler şunu çok iyi bilmelidirler ki intisap ettikleri ideolojiler değil kendileri ancak kendilerini kurtarabilir. Herhangi bir ideolojiye intisap etmiş olan Kürdlerin kurguladıkları doğruların mutlaklık taşımadığını bilme zorunlulukları var. Kürdler, kendilerince doğru kabul ettikleri doğruyu tüm Kürdlerin benimsemeleri gerekir gibi bir yanlışın peşine takılmadan hareket etmek zorundalar. Eğer bunu benimsemeden hareket ederlerse mutlak kaybedenlerden olurlar.

Kürdistan da neşet bulmuş toplumsal hareketlere baktığımızda Kürd ve Kürdistan’ı önemseyen söylem ve eylemlerinin öncelik noktası olduğunu görürüz. Bu önceliği görmeyip, ıskalayan her hareket bir süre sonra Kürdistan da düşünce mezarlığına doğru yol almak zorunda kalmıştır.

Kürdistan’ın gerçekliğini eylem alanında pratize edenler zamanla güçlerini perçinleştirecek noktaya varmışlar. Ki 70’li yıllarda ortalıkta var olan düşüncelere bakın soldan, sağdan ve İslamcı dünyadan bugün hangisinin izine rastlayabiliyoruz. Eğer bunlardan söz ediliyorsa da marjinal birkaç kişi dışında esemeleri bile okunmayacak durumdadırlar.

Öncelikle şu yanlışı düzelterek devam edelim. Kürdistan da taban bularak neşet etmiş PKK/BDP intisap ettiği sol ideolojik yaklaşımından dolayı değil, halkın Kürdistani duygularına hitap ettiğinden dolayı bunu yakalamıştır. Bunun ötesini ararsanız bir karşılık bulamazsınız. Evet, bu ideolojik bakış bugün hala vardır. Ancak halk tabanından gelen destek hiçbir zaman bu ideolojiden dolayı olmamıştır. Ki bundan sonrada olmayacaktır.

HDP yapılanmasını önemseyen Kürdlere baktığınız da önünüzde ideolojik takıntı görürsünüz. Ki Kürdistan düşüncesini önemseyen her Kürd buna mesafeli durmuştur. Eğer bunu dillendirmiyorsa da iç dünyasında bir karşı duruş sergilemektedir. Bunu BDP içerisindeki Kemalist damarın bir projesi olarak algıladığı için karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla sadece Kürdistani düşünce ve eylemle ortaya çıkanlar reelde karşılık bulabiliyor. Ötesi fantastik egzersizden başka bir anlam taşımıyor.

PKK’nin Kürd ve Kürdistana yönelik çıkış noktasını göz ardı ettiğimiz zaman doğru okumalar yapmaktan uzak kalırız kanaatini taşımaktayım. Ötesi tartışılabilir, tartışmaya açıktır ve bence de tartışılmalıdır.

İslamcı ideolojiyle beslenen Kürdlerden biraz söz etmek gerekirse.

Bugün Kürdistan da var olan İslamcı akımların kahır ekseriyetinin ana kaynağı 70’li yılların Milli Görüş düşüncesidir. Buradan yola çıkan Kürdler zaman içerisinde farklı noktalardan beslenen İslami kulvarlara yönelerek toplumsal nitelikli bir hareket olmayı hedeflediler.

Ancak Kürdlerin kahır ekseriyeti Müslüman olmasına rağmen bu düşünceler onlar arasında neşet etme imkânı bulamadılar. Çünkü bu söylemin eksik ayağı vardı. Oda Kürd ve Kürdistandı. İslamcılar bunu geç fark ettiler. Farkındalık oluşturduklarında ise treni kaçırdıklarını gördüler.

Binemedikleri Kürdistan trenine o günlerin puslu havası içerisinde ciddi savrulmalar yaşadılar. Bazen kendileriyle aynı sofradan beslenenlere, bazen de ideolojik farklılık nedeniyle PKK’yi hedefe koydular. Bunu istisnasız İslamcı mahalleden gelen tüm Kürdler bir şekilde yaptı. Çünkü o mahallenin kendilerine bakışının olumsuzluğunu görme fırsatı bulduklarında ya kendilerini ispata yönelerek bunu yaptılar ya da dönülmez yola girdiklerini fark ettikleri için varlık kazanmak amacıyla yaptılar.

HUDA-PAR bugün bölgede varlık gösterebilme kabiliyetine erişmiş ise dayandığı ideolojik alt yapıdan değil, düşünsel dünya görüşünün eksik ayağını tamamlama niyetini sergilemiş olmasındandır. Bunun devam etmesi ve çatışmadan sahada olmaları bence hem kendileri hem de Kürdler açısından önemli bir kazanç olacaktır.

Bugün Kürdistanda yaşanılan sancıların dindirilmesi için her iki akım birbirini görmek ve önemsemek zorundadır. Sadece birbirlerini değil ana akımlar olarak kendileriyle aynı sofradan beslenen farklılıkları görmek ve kabullenmek zorundadırlar.

Eğer birileri başkalarının kendisi gibi olmasını istiyorsa, sorun dayandığı düşünsel dünyanın zayıflığından ya da kendi kişiliksel zayıflığından kaynaklanıyordur. Oysa güçlü kişilikler düşünsel dünyalarına ve kendilerine olan güvenlerinden dolayı karşısındakilerin güçlülüğünü kendilerini zenginleştirecek farklılık olarak görürler. Bu nedenle de onlarında kendilerini ifade etme şansı için de çabalar.

Oysa sol ideolojileri benimseyen Kürdler sürekli kendi içlerinde hain üretme makinasına dönüşürken. İslamcı ideolojiyi benimseyen Kürdler ise kâfir üretme makinasına dönüşmektedirler. Ne zamanki bu hastalıklarının tedavi etme eğilimi göstermeye başlasalar o zaman güç kazandıklarını fark edecekler.

SONUÇ:

Toplumsal ve politik alanda insanların dönüşebileceği gerçeğini yadsımak mümkün değildir. Bu nedenle bazen insanlar ait oldukları doğal yeri terk edebilirler. Farkında olarak veya farkında olmayarak savrulma yaşayabilirler. Hatta bazen içinde bulundukları sosyal ortama uydurarak da bunu yapabilirler.

Her ne şekilde olursa olsun, doğal yerinden uzaklaşan bir varlık, gittiği yerde eğreti bir vaziyette durur. Yeri eğreti olan o kadar çok kimse var ki, anlamak kolay değil maalesef.(Alıntı)

Yerinde oturarak bir şeyler ortaya koyan Kürdlere yafta bulmaya çalışanlara da eylem alanına çıkın ve argümanlarınızı sahada test edin demek gerekir. Varlık nedeninizi karşıtlık üzerinden değil kendi savlarını ortaya koyarak ispatlamanız daha doğru olanı yapmaktır.

Eğer bunun yerine benzer düşünsel dünya görüşüne mensup olduklarınıza veya karşıt düşünsel dünya görüşüne sahip olanlara karşı geliştireceğiniz her türlü karşıt okuma sizi bir süre sonra Kürdistanın düşünce mezarlığına gönderir.

Kendi doğal yerinden uzaklaşan ve doğal yerine doğru bir istidat geliştirmekten kaçınıp ne olduklarını anlamakta zorlandığımız Kürdlere tahammül etmek için Rabbim bizlere sabır versin.

İdeolojileriniz sizin olsun, bize Kürdlüğünüz lazım.
Nerina Azad
Bu haber toplam: 942 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:20:00:30
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x