Abdulnasır Sönmez: Demokratik modernite'nin eleştirisi -3-

Demokratik modernite'nin eleştirisi -3-

( Devlet ---- Ulus ----- Milliyetçilik ve Anarşizm üzerine ).

Abdulnasır Sönmez

06.02.2014, Per | 20:09

Demokratik modernite'nin eleştirisi -3-
Makaleyi Paylaş
( Devlet ---- Ulus ----- Milliyetçilik ve Anarşizm üzerine ).

Bir önceki yazımızda çok eleştirilen Kapitalizm ve Liberalizm 'in savunmasını yapmaya çalışmıştım. Bunları savunmanın, bunlardan hiçte yararlanamayan bir kürd ferdine kalması çok ilginç oldu. Bununla ilgili en son savunmam şuki; Kapitalist Moderniteyle birlikte sanayileşmenin yarattığı Siyasal, sosyal ve Özellikle geleneksel yaşamda yaptığı tahribatlar olmuştur. Bunlara ilaveten giderilmiyen gelir eşitsizliği dünyanın her yerinde vardır . Bunlara Ahlaki ve ve Vijdani nedenlerle karşı koyulur, eleştirilir ama toptan red edip sanayii ,bilimsel gelişme, teknoloji ve gelişimi durdurmayı önermek en hafifinden aptallık ve artniyetliliktir..Bilime katkısı sıfır olan bir zihniyetin ''Bilimide sorgulamak , yerinde bir tutumdur '' ifadesi Trajikomiktir...

Yazıyı yazmadan önce bir kavramı açıklamam lazım , o da Eleştirisini yaptığım örgüt ve parti kurumsalının , bu tezlerin kendilerine ait olmadığını ve bunların sömürgeci güçlerin oluşturduğu bir komisyondaki yazar ve bilim insanlarının işi olduğundan eminim artık. Yazılanlar ve tezler çok düzgün ve her türlü karşı savunmaya hazırlıklı yazılardır . Bundan dolayı benim bu kuruma karşi tüm yazılarımda bundan sonra '' Önderlik Bürosu '' ifadesini kullanacağım..Bu kelime geçince , Aslında birçok kişiyi kastettiğim anlaşılmalıdır.

Demokratik modernitenin ikinci enstrümanı , Ulus-devlet ve demokratik ulus açıklamalarıdır. Burada yapılan bir köylü kurnazlığını ortaya çıkarmak lazım . Sanki ulusal ve/veya Üniter tüm devletler , Ulus-devlet tarzında devletleştiler. Yok böyle birşey , Konu tamamen çarpıtılmış. Dünyada belkide yüzden fazla ulusal devlet var ama bunların bir elin parmakları kadar olanı ancak ulus-devlet şeklinde örgütlenmişler. Dikkat ederseniz Ulus ile devlet arasında bir '' Tire '' yani çizgi var. işte önderlik bürosunun bilinçli olarak bahsettiği bu Ulus -devlet modeli bazı Asya ülkeleri ile eski Fransa ve hala Tc den başka yeryüzünde kalmadı . Diyer devletler Ulusal ( üniter ) veya federal devletlerdir . Kemalist sosyologlar bilerek ulus-devlet ile ulusal devletler ayrımını yapmayınca ister istemez Kürd aydınlarıda bu tarzda enforme edildiler .
Ayrıca , Millet ile Milliyet ( ulus ile altulus ) Kavramlarını ayırmadan ,bir ulus ile o ulusun Ülke milliyetçiliklerinin farkındalığını bilmeden bazı gerçeklikler izah edilemez . .Bunlar nedir ?? , Batı Sosyologları Akademik çalışmalarında bu kavramları nasıl izah etmişler !!..
.. sırayla gidersek

1- Ulus meselesine bakalım ; Üzerinde ittifakın yapılması mümkün olmuyan kavramlardan biridir ulus. Neredeyse her anlayış ve ideolojinin kendi ulus tarifi vardır . Arapçası '' Millet '' olan bu kavram Pavlus ' un İncilinde 'de geçiyor, Hadislerde 'de geçiyor en eski topluluklar içinde kullanılıyor.... Daha çok Ahali topluluk ,Kavim veya Halk kelimeleri yerine kulanılmış . Ama doğrusu bunlardan hiç biri olmayıp Kapitalist moderniteye ait bir kavramdır veya eskiden kullanılmışsada anlam değişikliğine uğrayarak zamanımızda kulanılan anlama kavuşmuş... Formülize edersek , Kısaca Ulus yani Millet ;
'' Ortak ata, Ortak irada ,Ortak mitoloji ,Ortak gelenek , Dil ve Kültür gibi tarihten gelen ortaklık zihniyetiyle oluşmuş Azınlık veya ETNİK Grupların , bunlara ilaveten Siyasal bir birlik oluşturmuşsa olur MİLLİYET ( Altulus ) , Bu milliyet kendine ( artı olarak ) bir Ekonomik birlik yani kendisine ait ortak bir pazar alanı oluşturmuşsa o zaman Milliyet kendini tamamlıyarak olur MİLLET yani ULUS..''

Burada izahı gerektiren ifade , Bir milliyet hangi güçle başka Ulusların müdahale edemiyeceği bir ticaret alanı yanı pazar oluştura bilir . Buda ancak Devlet iktidarıyla yani devlet zoruyla olabilir. Ulusların devlet oluşları batıda atbaşı yürümüştür ., yani uluslaşmayla devletleşme aynı anlarda olmuştur. Bazen aynı zamanda olmasada önce devlet kurulmuş sonra ulus oluşturulmuş , Buna örnek İtalya ( 1860 ) ve Tc ( 1923 ) . . Tek farklaki biri gönüllülük diyeri zoraki prensibiyle.
Kısaca , uluslaşma aşamalarını şemalandırırsak ; Bir Etnik grup artı ( ) siyasal birliğini sağlarsa =Milliyet (Altulus ' laşır ) , O Milliyet artı ( ) Ekonomik birliğini sağlarsa = MİLLET ( ULUS ) olur ve buda Denktir DEVLET. Yani Uluslaşan bir Milliyet ancak devlet sayesinde ortak pazarını koruyabilir.. diyer az önemli etmenleri saymazsak förmül bu. .... İngiliz sosyal bilimci Antony Simht 'de Ulus için ; '' Ortak bir kökeni paylaşan Kültürel , tarihsel ve Teritoryal ( coğrafi ) bağlara sahip Siyasal ve Ekonomik topluluktur '' der ...
Alman Karl W. Deutsch' da '' Bir ulus ancak devletleşmiş bir Milliyetin tanımıdır, yani bir devlete sahip insan topluluğudur '' der haklı olarak..Bu tanıma yakın bir tanımı Önderlik bürosu ' da yapıyor yalnız Ulusun Devletle özdeşliği veya denkliğine itiraz ediyor ve Sözüm ona , Devletsiz ulus kavramını yani Demokratik ulus kavramını oluşturmuşlar. Halbuki ulus Demokrasiye ait bir şey değildir. Yani Demokratik veya Anti-Demokratik ulus , Otoriter veya Diktatoryal ulus olurmu hiç , Ulus ayrı Demokrasi Ayrı bir kavram. Demokrasi bir Devlet yönetim tarzıdır Ulus ise bir sosyolojik oluşumdur. Demokratik ulus ise tamamen anlamsız , güdük ve Kurgulanmış iki kelime yığınıdır . Demokratik modernite 'de böyle bir cümledir. Demokrasi herhangi bir modernite yaratamaz . onun işlevi değildir , Bir sosyal sistem ancak demokrasi gibi bir yönetim tarzını yaratır. Dolayısıyla Demokratik modernitede manasız bir ifadedir. Bu işin Teorisyenleri olan MURRAY BOOKCHİN , STİNER , BAKUNİN ve İ . WALLERSTEİN gibi anarşizmin değişik ekollerine mensup olanlar, böyle bir topluma kısaca ANARŞİ veya Anarkonizm Toplumu demişler. Bizim Önderlik Bürosu o kelimenin iticiliğinden olsa gerek bunu Demokratik ulus olarak değiştirmiş..
Demokrasi en çok suistimal edilen bir kavramdır. Maalesef her kelimenin başına Demokrasi kelimesini yapıştırarak ne demokrat olunuyor nede demokrasi uygulanacak. Olan sadece daha çok kavram dejenerasyonu ve kargaşasıdır. . Adeta demokrasi kelimesi ,Siyaset piyasasında değeri düşük bozuk bir para gibi dolaşmaktadır. Bu marka ve güzelliği bu kadar basitçe harcamak , Aslı güzel ve doğru bir uygulama olan Laikliğin , Tc tarafından dine baskı ve dinsizliği teşvik gibi hatalı şekilde uygulamasına , harcanmasına benziyor...

2 - Ulus-Devlet ile Ulusal ve/veya Üniter devlete gelince .

Ulus -devlet , Kültürel , Dinsel Etnik veya Dilsel farklılıkları görmezlikten gelir. Dayatmacı ve zorlama tek Millet paradigmasına dayanır. Yani Ulus-devlet , O devlet sınırlarında olan herkesi bir ve tek ulus sayar ve bunda diretir. .
Bu tanım Ersin Hocaya aittir. Burdanda anlaşılıyorki Ulusun sınırlarıyla Devletin sınırlarının Örtüştüğü varsayımı ileri sürülmekte .Bir faraziye dayanarak o devlet sınırlarında yaşayan herkes o ulustan sayılır.
Prof Baskın Oranın tanımına gelince ; Ulusunun tek kimlikli olduğunu idia eden ve bunu sağlamak için de asimilasyon ve/ veya Etnik- Dinsel temizlik yapan devlet türüdür der. .

Prof Tahir Ezgi Hocanında tarifi bunlara yakındır. Yani ; uluşlaşmasını tek tip , dayatma , Hertürlü farklılığı bastırmayı ve hatta fiziki ve kültürel jenosidleri bu uğurda meşru gören bir devletleşme mantığıdır der ulus-devlet tarzı için..

Bunun yanında ULUSAL DEVLET ise , bundan farklı bir devletleşme tarzına sahip olup , Tahir hoca nın ifadesiyle ; Belirli sınırlar içerisinde biraraya gelmiş , Meşrutiyetini '' Ulusal egemenlik '' ifadesine dayandıran , yurttaşlık sistemiyle çalışan , Demokratik öyeleri içselleştiren kurumsal siyasi yapıdır.

Baskın hocada ulusal devleti Üniter devletle bir tutmuş ve tekçi zihniyeti olmayan , Etnik , Dilsel ve Dinsel ile Farklı kültürleri Hoş gören ve onların geliştirilmesi için yasal düzenlemeler yapan devlet yapılanmasıdır der. Avrupada ki pek çok ulusal devletler bu tarzda örgütlendiler veya böyle bir siyaset uygulama anlayışına geldiler. Bu açıklamalardan 'da anlaşılıyorki her Ulus-devlet aynı zamanda ulusal devlettir ama her ulusal devlet , ulus- devlet değildir. Bu belirlemelerden sonra bizi ilgilendiren kısmı, Önderlik bürosunun sanki tüm ulusal devletler Ulus-devlet mantığı güdüyorlar gibi devletleşmeyi kötüleme ve acılara sebep verdikleri için Kürdlerin devlet olmalarına şidetle karşı çıkmalarıdır. Adeta çocuk kandırır gibi Kötü bir devletleşme modelini gösterip tüm devletleşme modellerini kötülemek !! uyanıklığın bu kadarına pes doğrusu .. Gördükleri devletler kürder için jandarma demektir,baskı zülüm inkar ve işkence demektir açlık ve yoksulluk demektir Kürdlerin bu egemen devlet algısıyla ( Başkasının devleti ) toplumsal bir mühendislik ile algı yönlendirmesi yaparak , Kendi Bağımsız yönetim ve devletine karşı çıkılmasını sağlamak gerçekten insafın kurumasıdır, Allah 'tan korkmamak ve kuldan utanmamaktır. halbuki kürdlerin kendi yönetimi ve devleti yüzlerce yılın özlemi, fakirlik ve sefaletin sonu, inkar ve imhanın bitmesi. iş, aş, eğitim, sağlık ve insana yakışır bir yaşamın başlangıcıdır, Yoksa kuru bir duygu tatmini ve Birilerine inat değildir .
En basitinden Bir spor karşılaşmasındaki milli gururdur, onda alınan haz ve taddır. Kaç kürd ömrünce böyle bir duyguyu yaşadıki. Önemli olan maçın skoru değil maçın kendi duygusu. Kısaca Devlet kavramı kürdlerde neyi ifade eder tamda net olmasada , Devlet Kürdler için yokolmama ve insanca yaşam kalitesi demektir
Bir halkı bundan mahrum bırakmaya çalışmak ve böyle bir hedeften caydırmaya uğraşmak zulmün ve zalimliğin, insafsızlık ve vijdansızlığın en tepe noktası sayılır. .
Bakın Önderlik masası ne diyor '' Dikkat edersek hakim literatür siyasi yapıyı devletle özdeşleştiriyor. Sanki tarihte devletleşmeden siyasi yapılar kurmuş hiç bir topluluk yokmuş gibi '' Kelime oyunları yapmadan eyer kasdedilen ulus topluluğuysa öyle bir siyasalaşma tarihte yoktur, olsaydı bu cümlenin yanına bir kaç örnek eklerdiniz. Devamla diyorki '' ulus öncelikle zihniyet , bilinç ve inançla ilgilidir '' . Külliyen yalan !! yok böyle bir ifade ve tanım ulusla ilgili. Biz bir itikaddan bansetmiyoruz ..sosyolojik bir gerçeklikten sözediyoruz. binlerce yılın birikiminin günümüzdeki pratiğidir konuştuğumuz kavram , zihniyetle istemekle alakalı değil.

Karl Marks , Hegel ' den esinlenerk ''Tarihsel olmuyan Uluslar '' kavramını geliştirir . Bu tür toplumları birazda acıyarak anlatır ve kelimelere döke. Devletleşemedikleri için yok olup gidecekler ve Tarih kendilerinden bahsetmeyeceği için , iki Filozofta bunlara Tarihsel olmuyan uluslar der. Kürdleri bu duruma sokmaya çalışanlara ithaf ediyorum o cümleleri okuyunca hisedilen acıma duygusunu..!!
Yukarıda yaptığımız Bu tanımlara benzer ulus ve ulusal devlet tanımlarını Sosyalbilimci Antony Smith ve Lemberg 'de yapmaktadır.

3- Milliyet ve Millet ayrımını yukarıda izah etmiştik, Milliyet ,milletin bir alt kademesidir.. Etnik gruplar Milliyet çilik yani Milliyetçilik yaparak Millet olurlar. Millet olduktan sonra yapılacak olan Millet çilik tir ( şöven ve ırkçılık veya ulusçuluk ) ..... Millet ve dolayısıyla devlet olduktan sonra miiliyetçilik yapmak artık doğru ve masum sayılmaz, ama Millet ( ulus ) olmak için hertürlü Milliyetçilik doğrudur, Gereklidir ve masumiyet ifade eder. Şanlı bir tarih , Şöhretli gelenekler, Zengin bir dil ,Harukulade bir folkrolik miras ve Cennet bir vatan , Ve dahada fazlası Lazımdır bu aşamada . !! Kürd ve Kürdistan Milliyetçiliğine karşı olan ve küçümseyip ilkel diyenler bu farkı anlamıyacak kadar cahil ve sergeşteler. Çünkü Millet çilik ile Milliyet çilik aynı kefede değerlendiriliyor. Buna bir anoloji yaparsak, aç bebek milliyet ( Alt ulus ) gibidir. her türlü rahatsızlık vermesi ve ağlaması haklı bir nedene dayanır. Mama yedikten sonra yani Millet aşamasına geldikten sonra ağlaması anormalliktir ve tedaviye ihtiyaç duyulan bir davranış bozukluğu sayılır.....

Milliyetçiliğ ' in Öztürkçe karşılığı Ulusalcı ' lık değil Ulusçuluktur.. Ulusalcı lığın Karşılığı Milletçiliktir. Dolayısıyla Kürd Milliyetçiliğini Türk Ulusalcılarıyla özdeşleştirme propagandası doğru değildir. Uluscuşuktaki maksad , ulus olmayı hedefleme , Ulusal biliçle donanmak demektir.



4- Birde kürd Milliyetçiliğiyle Kürdistan Milliyetçiliği kavramlarını açarsak, Kürdler için şuanki aşamada hertürlü Milliyetçiliğin mubah olduğu tesbitini yaptıktan sonra ; Kürdistan Milliyetçiliğin daha bir anlamlı ve kapsayıcılığı vardır . İlerde bizi bazı yanlışlara saptırmıyacağı tesbitini de yapabiliriz. Tereddüt edilen konu şuki, Kürd Milliyetçiliğin sonu Ulus- Devlet pratiğidir. Kürdistan Milliyetçiliğin ise Ulusal veya federal Devlet pratiğine yani demokratik bir yönetim tarzına bizi götüreceğidir. O zaman şimdiden aleyhte kullanılan Diyer Kürdistani halklarla ( Ermeni ,Asuri ,Suryani, Yahudi ve Mezhebi azınlıklar olan Ezidi ve Alevi Kürdleri ) sorunları Kürdistan Milliyetçiliğinde yeşerme alanı bulamazlar.....
Anarko Ekoloji ve Endüstriyeleşme konularını bir sonraki yazıda inceliyeceğiz inşallah.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu makale toplam: 9787 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:22:17
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x