Celal Temel: 1991 Milletvekili Seçimleri ve 'Kürdçe Yemin' Hikayesi

1991 Milletvekili Seçimleri ve 'Kürdçe Yemin' Hikayesi

14 Mayıs 2023 Türkiye Seçimlerine Giderken Tarihten Bir Yaprak-3

Celal Temel

08.05.2023, Pts | 13:39 [ Güncellenme: 08.05.2023, Pts | 17:46 ]

1991 Milletvekili Seçimleri ve 'Kürdçe Yemin' Hikayesi
Makaleyi Paylaş

      “1965 Seçimleri, TİP, YTP ve KÜRDLER” ile “1977-1979 Belediye Seçimlerinde Kürdlerin Tutumu” başlıklı iki yazımızda, yakın tarihte Kürdlerin Türkiye seçimleriyle olan ilişkisini, iki örnekle, kısaca yazmıştık. Birkaç gün sonra seçim var; yakın tarihteki bir seçimle ilgili olan bu yazımızla konuyu kapatacağız.

        Tarihi haksızlıklara uğrayan ve kendi toprakları üzerinde esir bir toplum olarak yaşamaya mahkûm edilen Kürdler, Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi seçimlerde de bir çıkmaza sürüklenmektedirler. Sistem, Kürd halkını çaresiz, seçeneksiz bırakmıştır. Kürdler, seçim sonuçlarının Kürd ulusuna bir yararı olmayacağını bilse de büyük çoğunlukla, kendi günlük yaşamını da etkileyen seçimlerde, “ehvenişer” diye sandığa gidip bir seçim yapacağı anlaşılmaktadır. Kürd halkı ne yapsa yanlış sayılacaktır!..

         Kürd aydınlarının, 1965 TİP’le başlayan, seksenlerin sonunda SHP ile devam eden sol partilerle seçim ilişkileri ise günümüzde hâlen sancılı bir şekilde devam etmektedir. Kürd halkı, bazen siyasi partilere, bazen siyasi partilerdeki kişilere, bazen bağımsız adaylara yönelse de esas olarak hep kendi kimliğine saygı gösterene oy vermiştir.

        Bu yazımızda, 1991 yılı seçimlerinde Kürdlerin tutumundan ve seçim sonrasındaki “Kürdçe Yemin” meselesinden söz edeceğiz.

         Yedi Kürd Milletvekilinin SHP’den İhraç Edilmesi ve HEP’in Kuruluşu

         12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında, 1987 yılında gerçekleşen milletvekili seçimlerinde, Erdal İnönü’nün liderliğindeki Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) çatısı altında milletvekili seçilen bazı demokrat Kürd milletvekilleri de vardı. 19 Ocak 1989 günü Strasburg’da yapılan Avrupa Topluluğu Parlamento Toplantısı’na SHP adına katılan üç milletvekilinden biri de Malatya Milletvekili İbrahim Aksoy’du. Aksoy’un o parlamentoda yaptığı konuşma için, “Kürdçülük propagandası” gerekçesiyle, DGM savcılığı, TBMM’den dokunulmazlığının kaldırılması talebinde bulundu. SHP Merkez Disiplin Kurulu, “Kürdler ayrı bir halktır” dediği için, 6 Ekim 1989 tarihinde İbrahim Aksoy’u iki yıl süreyle SHP’den ihraç etti.

        İbrahim Aksoy’un SHP’den ihracından bir hafta sonra, 14-15 Ekim 1989 tarihlerinde, Fransa Özgürlükler Vakfı ve Paris Kürd Enstitüsü’nün, Paris’te ortaklaşa düzenledikleri bir başka konferansa, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü dâhil olmak üzere, Türkiye’den çoğu SHP’li otuz milletvekili çağırıldı. (3 ANAP’lı, bir DYP’li, 26 SHP’li)

        SHP, başlangıçta çağrılı milletvekillerinin konferansa katılabileceğini belirtti. Sonra bu kararından vazgeçerek katılanların, Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edileceğini açıkladı. Buna rağmen, Türkiye’den konferansa çağırılan otuz milletvekilinden, yedi SHP’li milletvekili, Ahmet Türk, Adnan Ekmen, İsmail Hakkı Önal, Mahmut Alınak, M. Ali Eren, Kenan Sönmez, Salih Sümer ve SHP’den ihraç edilen İbrahim Aksoy, konferansa katıldılar. Yedi SHP’li milletvekili, Erdal İnönü’nün genel başkan, Deniz Baykal’ın genel sekreter olduğu SHP’den, 17 Kasım 1989 tarihinde ihraç edildiler. Sosyal demokrat bir parti olduğu belirtilen SHP’nin bu anti-demokratik tutumuna, en büyük tepki parti içinden geldi. Durumu protesto eden, Abdullah Baştürk, Fehmi Işıklar, Mehmet Kahraman, Arif Sağ, Cüneyt Canver, İlhami Binici, Hüsnü Okçuoğlu, Tevfik Koçak, Kemal Anadol, Kâmil Ateşoğulları ve SHP kurucu Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan partiden istifa ettiler. Birkaç gün içinde, ihraçlarla birlikte ayrılan milletvekili sayısı 19’u buldu ve Kürd illerindeki SHP örgütleri birer birer tabela indirdiler…

       SHP’den ayrılanların yeni parti kurma çalışmaları, SHP’nin kurucu genel başkanı Aydın Güven Gürkan liderliğinde başladı. Önce “Yeni Demokratik Oluşum” adıyla bir girişim başlatıldı. Bir süre sonra, Aydın Güven Gürkan ve solcu olarak bilinen birkaç milletvekili, parti kurma çalışmasından çekildiler. Nihayet, çoğunluğu Kürd olan on bir milletvekilinin (Abdullah Baştürk, Fehmi Işıklar, İsmail Hakkı Önal, Ahmet Türk, Arif Sağ, M. Ali Eren, Adnan Ekmen, İbrahim Aksoy, Kenan Sönmez, Salih Sümer ve Cüneyt Canver) katılımı ve 81 kurucu üye ile 7 Haziran 1990 tarihinde, Halkın Emek Partisi (HEP) kuruldu ve kurucu genel başkan olarak A. Fehmi Işıklar seçildi. HEP’in kuruluşu, legal politik mücadelede, Kürdler için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kürd hareketlerinin hemen hepsi HEP’te yer aldı.

       HEP kurulduktan sonra da ayrıldığı SHP’yle ilişkileri tamamen kesilmedi. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan seçimlerde SHP ile seçim ittifakı yaptılar ve destekledikleri 22 kişinin milletvekili seçilmesini sağladılar.

   

        TBMM’deki Yemin Töreni ve Kıyamet Kopartan Kürdçe Bir Cümle

       SHP listesinden seçilen HEP’liler bir toplantı yaparak yemin töreninde nasıl bir tavır alacaklarını tartıştılar. Yemin metninin ırkçı içeriğine bir itirazın Diyarbakır Milletvekili Fehmi Işıklar, Kürdçe bir cümlenin de Batman Milletvekili Abdülkerim Zilan tarafından ifade edilmesi kararına varıldı. Yemin töreninin yapılacağı 6 Kasım 1991 günü, Kürd milletvekillerinin çoğu, yakalarında Kürdlerin simgesi, yeşil-sarı-kırmızı (kesk û sor û zer) renkli mendillerle meclise geldiler. Bu arada Fehmi Işıklar ve Abdülkerim Zilan’ın kendilerine verilen görevi yerini getiremeyecekleri anlaşılınca; onların yerine Hatip Dicle ve Leyla Zana’nın aynı görevi yapması kararı alınır.

          Yemin sırası gelen Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle, Ben ve arkadaşlarım, bu metni, Anayasa’nın baskısı altında okuyoruz.dedikten sonra, yemin metnini okudu. Büyük protestolar oldu ve birleşime ara verildi. Aradan sonra, sırası gelen diğer Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana, saçındaki üç renk bağı ile kürsüye doğru ağır ağır yürürken DYP lideri Süleyman Demirel dâhil çok sayıda milletvekili bağırıp çağırıyor, sıra kapaklarını vuruyor, Leyla Zana’yı protesto ediyorlardı. Bağırmalar, çağırmalar, atılan lafları arasında küçücük fiziğiyle kürsüye doğru yürüyen Kürd Kadını Leyla Zana, o içeriğine hiç katılmadığı metni şiveli Türkçesiyle okudu ve yemin metninin sonunda aceleyle; “Ben bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği için okudum” anlamına gelenMin vê sondê ji bo biratiya gelê Tirk û Kurd xwendşeklindeki Kürdçe bir cümle ekledi. Kardeşlik çağırısı ifade eden bu cümle, TBMM’nde ve tüm Türkiye’de kıyamet kopartılmasına yetti. Kürdçe yemin edilmediği hâlde, yıllardır herkes “Kürdçe yemin edildi” algısına kapıldı. Bu yalan, yıllardır bir tekerleme gibi, bir şehir efsanesi gibi hâlâ söyleniyor.  

         İlk kez TBMM’nde ifade edilen bu Kürdçe sözler, meclis stenografları tarafından tutanaklara, “Hatip tarafından bilinmeyen bir dille, bir takım kelimeler ifade edildi.” diye geçti. DYP lideri Süleyman Demirel başta olmak üzere milletvekillerinin büyük çoğunluğu hezeyan hâlinde başta Leyla Zana ve Hatip Dicle olmak üzere HEP’li milletvekillerini protesto edip hakaretler yağdırırken yine birleşime ara verildi. Aradan sonra, en yaşlı üye sıfatıyla birleşimi yöneten, Şeyh Said ailesinden Ali Rıza Septioğlu’nun gayretiyle, Leyla Zana tekrar kürsüye çağırılarak, o Kürdçe cümle eklenmeden yemin tekrar edildi. Aynı şekilde Hatip Dicle de yemini tekrar okudu. Ancak olan olmuştu; Kürd milletvekilleri, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana TBMM’ne gelen Kürd vekillerden farklı bir tutum gösterip, “Biz Türk değil, Kürdüz.” mesajı vermişlerdi. Tabi bunun bir bedeli de olacaktı…

       Diğer taraftan Kürdlerin yoğunluklu olarak yaşadığı Kürdistan bölgesinde de memnuniyet ve coşku vardı. Bazı şehirlerde sabaha kadar, kutlama amaçlı silah sesleri duyuldu. “Leyla li meclisa Tirka serî hilda” ifadeleriyle başlayan kilamlar söylendi. (Leyla Türk meclisinde başkaldırdı.) ...

       Olaylı yemin töreninden sonra, HEP kontenjanından seçilen 22 milletvekilinin 18’i, SHP’den ayrılıp partileri HEP’e döndüler. HEP kontenjanından seçilen dört milletvekili SHP’de kalınca, 2 milletvekili eksik kaldığı için HEP grup kuramadı. HEP için kapatılma davası açılırken 7 Mayıs 1993’te Demokrasi Partisi (DEP) kuruldu. DEP’in ilk genel başkanlığına Yaşar Kaya getirildi. Yaşar Kaya’nın tutuklanması üzerine, genel başkanlığa Hatip Dicle seçildi. HEP kapatılınca, HEP’li 18 milletvekili DEP’e geçti. Ayrıca, Kürd illerindeki il ve ilçelerden 14 belediye başkanı da SHP’den istifa ederek DEP’e katıldılar.

       DEP’lilerin Cezaevine Gönderilmesi ve DEP’in Kapanması

      1993 yılı sonları ve 1994 yılı başlarında hem mecliste hem kamuoyunda, Kürd sorunu ve PKK tartışılıyordu. DEP binaları bombalanıyor, yöneticileri öldürülüyor, tutuklanıyordu. Kürd iş adamları sırayla infaz ediliyorlardı. DEP, bir bildiri yayımlayarak 27 Mart 1994 günü yapılacak yerel seçimleri boykot ettiğini açıkladı.

        DEP’in katılmadığı yerel seçim sürecinde, özellikle Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ve Başbakan Tansu Çiller’in kullandıkları nefret diliyle, TBMM’de, DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırılması için komisyon kuruldu. Nihayet TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonunca hazırlanan rapor, 2 Mart 1994 tarihli meclis toplantısında kabul edildi. Bu kararla, Diyarbakır Milletvekilleri Hatip Dicle ve Leyla Zana, Şırnak Milletvekilleri Orhan Doğan ve Mahmut Alınak, Mardin Milletvekili Ahmet Türk ve Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral’ın hızlı kararıyla, aynı gün Hatip Dicle ve Orhan Doğan Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Ekipleri tarafından, meclisin kapısında yaka-paça gözaltına alındılar. Birkaç gün sonra, diğer dört milletvekili ve yine dokunulmazlığı kaldırılan Şırnak Milletvekili Selim Saddak da tutuklandı. Tutuklanan milletvekillerinden, Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan ve Selim Saddak on yıl cezaevinde kaldılar. Yemin töreninde ortaya konan tavrın cezası buydu…

         DEP, 16 Haziran 1994 tarihinde kapatıldı. Bu sırada, kısa adı HADEP olan Halkın Demokrasi Partisi kuruldu. Sonra başka adlarla Kürd partileri kurulsa da ana akım Kürd hareketi, 2012’de bu kez, kısa adı HDP olan Halkların Demokratik Partisi’ni kurdu. Artık Kürd partisi yalnız bir tek halkın (Kürdlerin) değil bütün halkların partisiydi! Bu gün oradayız. Yarın ne olacak bilinmez…

CT

 

 

 

 

Bu makale toplam: 4909 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:08:18:01
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x